18 Eylül 2009 Cuma
Yere Değdi, Sertçe
18 Eylül, saat 16.00 gibi Beşiktaş çarşıdan çıkmış evime doğru gidiyordum. Barbaros Meydanına Mersedes pota yerleştirmiş gösteriler falan yapıyordu. Mikrofonlu bir adamı kendinden geçmiş bağırırken görünce oraya gidip kenardan izlemeye başladım. Ben gittiğimde trambolinle smaç basan adamlar fantastik smaçlar basıyor, seyirci coşmasa da gaz verici mikrofonlu adamın coşması yetiyordu. Ekibin en çok smaç basmış zenci ifadesini mükemmel uygulayışını sevdim. Dudak büzmeler kendi yerlerinde zıplamalar falan eksiksizdi. Ben anlatamıyorum, yukarıdaki videoyu dikatle izlerseniz şaka yapmadığımı anlarsınız. Spiker adamın ingilizceden birebir çeviri nidaları eşliğinde İşin Sırrı Sırrı'yı, Çılgın çocuk Berk'i, Pisikoyu ve patlayan adam C4ü büyük keyifle izledim(lakapları ben uydurmadım).
Grup Karizma bir daha dönme sözü verip sahneden ayrıldı. Kısa bir ısınmadan sonra potada başarısız bir ikiye iki turnuvasının finalleri oynanmaya başlandı. Ne yazık ki erken final niteliğindeki Trabzon-Aksaray maçı ben gelmeden oynanmış ve Aksaray'ın galibiyetiyle sonlanmıştı.
Antalya turnuvasını kazanıp gelen takım tam benim kafamdaki Antalyalı modeline uyduğu için en baştan favorim oldu. Antalyalı insanları düşününce benim aklıma hep 15-16 yaşındaki piç delikanlılar gelir. Sarışın marışın olan bu çocuklar pahalı parfüm sürüp marka gömleklerle Antalya gecelerinde rus kovalar. Sinan Çetin'in Selma Merter'li reklamda oynayan oğlu özetle. Antalya'yı pek bilmiyorum; belki her yer bu çocuklardan dolu değildir. Ama Antalya takımı böyle çocuklardan kurulu olunca onları atari salonlarının efsane oyunu Street Hoops'taki Kel kafalı nazimsi Alman milli takımını nasıl sevdiysem öyle bağrıma bastım.
Amerikan liselerindeki sporcu ceketi giymiş adamlar tadındaki Aksaray finalde Antalya'yı eledi. Fakat 15-16 yaşında gençlerden kurulu turnuvanın sürpriz takımı Antalya müthiş mücadele etti. 2 metre ortalamalı rakipleriyle fiziksel mücadeleyi kaybedince kadrodaki tek uzun oyuncuyu çıkartıp iki kısayla tamamen şuta, hıza ve fundementale dayanan bir basketbola döndüler. Modern basketbolun en büyük taktiksel zaferlerinden biri olarak gördüğüm bu tercihle son ana kadar direndiler. Rakip daha iriydi ve geleneksel bakışla daha iyi basketbol oynuyordu. Fakat Antalya underdog olmanın verdiği rahatlıkla beklenmedik tercihler yaptı, cüretkar şutlar kullandı. Böylece Aksaray'ı hiç oynamayı beklemediği bir maçı oynamak zorunda bıraktı. O küçücük çocuk hayvan gibi herifi pota altına kadar götürüp bir anda ters köşeye yatırdığında, mutlak blok yiyeceği pozisyonda attığı basketle nasıl gönlümü kazandı anlatamam. Özellikle o kadar boy farkının üzerinden soktukları uzun mesafe şutlarını El-amin görse eminim gözleri dolardı. Maçı izleyenler We believe yazan Golden State tişörtlerinin yokluğunu hissetti.
Turnuvanın en zevkli maçlarından biri de Adana-Diyarbakır karşılaşmasıydı...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder