10 Eylül 2009 Perşembe

Polonya 2009




Stan Van Gundy Türk tipine sahip olduğu için ona diğer Nba koçlarından farklı gözle bakmışımdır. İstediği kadar geleceğin basketbolunu oynatsın, radikal kararlar alsın; benim kafamda evin aşağısındaki bakkal ya da mahalleden bir abimizdi. Aldığı kararlara, oynattığı basketbola bu gözle baktığım için hepsini kendime göre anlardım. Sonra tabii benim Amerika’da Efes ruhunu yaşatıyor sandığım Orlando ben Hido’ya jübile yapar derken adamı pek hoş olmayan bir şekilde gönderdi. Ben de ilgiyle izlediğim ligin kulüplerden ziyade şirketlerden oluştuğunu, Van Gundy’nin de Türkiye’ye gelip rakı içmesinin olacak bir iş olmadığını idrak ettim. Yine de spor müsabakalarında takımları koçun tipine bakıp aldığım sonuçlardan anlama huyum baki kaldı. Tanjevic’e o gözle bakınca yaptığım yorumlar pek hoş değil. Ne yazık ki kafamda bir yere oturtmaya çalışınca Avrupadaki eşcinsel evlilik yapan çağdaş ibnelerden başka birine benzetemiyorum adamı. Fenerbahçe’de çalışması ve tip olarak oğlan sınıfına sokabileceğimiz genç basketbolculara takımlarında önemli şanslar tanıması da cabası. Tanjevic’i çok yanlış anlıyorum, ama bu arkadaşları aynı anda idare ediyormuş gibi geliyor. Her Fener maçı izlediğimde, Oğuz Savaş zor bir günün ardından eve gidip başını omzuna yasladığı sevecen kocası. Biraz romans arzuladığında ise kendini bir genç kız gibi hissetmesini sağlayan toy sevgilisi Ömer Aşık’ın yanına gidiyor. Piç playboy Semih Erden’le ise İstanbul gece hayatına katılmıştır, sabah işkembecide görüntülenir diye düşünüyorum . Basketbol gibi güzel bir spora yıllarını vermiş; Avrupa şampiyonasında aslanlar gibi mücadele eden insanlara kafamda işte böyle büyük terbiyesizlik ediyorum. Suçlu olarak çocukken teknik direktör olarak tanıyarak büyüdüğüm Fatih Terim’i göstermek gerekir. Sonuçta kendisine iki günlüğüne orduyu teslim etseniz insanlığın halinin bir Fallout’tan bir Battlestar Galactica’dan beter olacağı aşikar. Bu adamla büyüyünce de işte feminen ama güzel bir insan olan Tanjevic’i görünce aklında ilk oluşan fikir bu oluyor insanın. Yanlışlıkla sosyal içeriğe girer gibi oldum ama Tanjevic ve milli takım uzunlarından az önce yazdıklarım için özür dilemeye çalışıyorum. Van Gundy’e abi derken hatamdan dönmem gibi Polonya’da Milli takımı izledikten sonra Fenerbahçe nefretimin aklımı körelttiğini fark ettim. Ama şimdi milli takımla ilgili, uzunlarımızı Tanjevic’in erkek arkadaşları olarak düşünürseniz çok mantıklı bulacağınız birkaç yorum yapmak istiyorum.









Oğuz Savaş, Fatih Solak, Semih Erden ve Ömer Aşık 12 dev adamın kadrosundaki saf pota altı oyuncularıydı. Sonra Fatih aslında belki birkaç kaliteli dakika(quality minute) oynayabilicek olmasına rağmen çıkarıldı. Onun dışındaki üç oyuncu genç olmalarına rağmen basketbollarını üst seviyeye taşımış ve milli takım seviyesinde mücadele etmeyi hak eden oyuncular. Hatta takımda Kerem Gönlüm olsaydı 4-5 pozisyonunda bir sıkıntımız olmadığını söylerdim. Fakat bence takımımızın şu anda en büyük eksikliği çoğu spor yorumcusunun söylediği gibi 2 numarada değil pota altında. Kerem Gönlüm doping testi sonucu kadro dışı kalmadan önce oyun zekası ve tecrübesiyle hücumda tıkanmamızı ve uzun müdafaasında hantal ve gerizekalıca hatalar yapmamızı engelliyordu. Ben takımdaki top dolaşımının(ball movement) ne kadar ona bağımlı olduğunu ancak gidişinden sonra anladım. Pota altında sayı bulmakta ve müdafaada bence onun yokluğundan dolayı çok sorun yaşayacağız. Şu anda defanstaki başarısından hücum gücünü alan güzel bir basketbol oynuyoruz. Mücadele seviyesi yükselecek ve Avrupa’nın en iyi ekipleriyle karşı karşıya geleceğiz. Öyle bir durumda örneğin İspanya karşımıza geldiğinde Oğuz Semih Ömer üçlüsünün Pau Gasol’ü harcayacağını pek sanmıyorum. Eninde sonunda ne kadar genç yetenek de olsalar Akatlar’da ağızlarına yüzlerine blok yiyen insanlar. Fiziksel mücadele de bi eksikleri yok ama Avrupa’nın çakal uzunlarının ilerleyen turlarda onlara Beşiktaş’tan daha merhametli davranacağını pek sanmıyorum. Grup aşamasında sıkıntı olmasa da seviye yükseldikçe o bölge bir yaraya dönüşecektir. Bence bizi bu kupada erişeceğimiz yer her ne olacaksa onun üstüne çıkmaktan alıkoyan da veteran bir uzunun yokluğu olacak. Belki planda kadroda Kerem Gönlüm vardı, bu ideal kadro değil. Yine de uzunlara bakıp ta kadroyu yeterli buluyorsanız ikinci bir yargıda daha bulunmuş olursunuz. İkinci yargı Ömer Semih Oğuz dışında bir tane adam gibi Türk pota altı oyuncusu yok olur. Birisi gidip yönetici kadroya gençlere yatırım yapmak böyle bir şey değil demeli bence. O vakte kadar Tanjevic ve oğlanları düşüncesi ne yazık ki ben inkar etmeye çalışsam da içimde bir yerlerde yatıyor olacak. Tanjevic’in buna karşı yapacağı en güzel jest Fenerbahçe formasını çıkarması olur. Şu satırları yazarken o sahne adeta bir İnglorious Bastards'mış gibi gözlerimin önünde. Brad Pitt’in önünde diz çökmüş yalvaran gözlerle Tanjevic beni bırakırsanız eve gidince Fenerbahçe formasını yakacağım falan diyor. Sonrasında ise Brad beyin efsane monoloğu ve Tanjevic'in alnına Fenerbahçe logosunun bıçakla kazındığı görüntü var. “i think this might just be my masterpiece. “

Hiç yorum yok: